Bilgen: Fırsat eşitliği olmadığı bir seçimle karşı karşıyayız 2018-04-27 13:35:52   ANKARA – HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, baskın seçime gidilen koşulları eleştirerek, “Haksız, adaletsiz, fırsat eşitliğinin olmadığı bir seçimle karşı karşıyayız” dedi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, parti genel merkezinde gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilgen, baskın seçim kararına ilişkin, “Bu kararı kimin niçin hangi kaygıyla hangi telaş içinde aldığına dair kamuoyuna açıklanmış ikna edici bir gerekçe yok” diyerek, iktidar cephesinde tüm toplumun hissettiği bir telaşın olduğunu dedi.    OHAL’DE FIRSAT EŞİTLİĞİ YOK    Bilgen, OHAL şartlarında seçime gidilmesinin kabul edilemez olduğunun altını çizerek, “Haksız, adaletsiz, fırsat eşitliğinin olmadığı bir seçimle karşı karşıyayız. Eşbaşkanlarımız il ziyaretleri yapıyorlar. Mardin’de Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli’nin bulunduğu konvoy zırhlı araçlarla durduruluyor, araçlara ceza kesiliyor. Halk buluşmalarında güvenlik güçlerinin kameralarıyla halk tedirgin ediliyor. Esnafla partimizin buluşması engellenmeye çalışılıyor.  Türkiye tıpkı tek parti dönemlerinde olduğu gibi adayları korkutulduğu bir dönem ismi geçen bir şahsın güvenlik bürokrasisi temsilcileri kullanılarak aday olmaktan vazgeçirildiği konuşuluyor. Bunun örneğini Ali Fuat Başgil’in cumhurbaşkanı adayı olmak istediğini beyan ettiğinde trenden atarız tehdidinde gördük. Tıpkı o dönem gibi seçim sandık dizaynı yapılmaya çalışılıyor. Yine 120 bin civarında istihdam alanı açılmış. Bunların tamamına yakını AKP’li belediyeler kullanacak. Personelin de seçim çalışmalarında ücretsiz AKP militanı olarak çalıştırılması hedeflenmektedir” dedi.    ‘TRT EDİRNE’YE GİDECEK Mİ’   Bilgen, “Elbette zor bir dönem olacak, adaylar için asla fırsat eşitliği olmayacak. Çok basit bir soru. Biz yaygın eğilim olarak yansıdığı gibi Sayın Demirtaş’ı aday gösterdiğimizde TRT mi Edirne’ye gidecek yoksa Demirtaş mı TRT’ye getirilecek ve propaganda yapacak” diye sordu.    Bilgen, 16 Nisan Anayasa değişikliği referandumundaki gibi dayatılan tablo ile ilgili muhalefet kararlılığının seçimin sonucunu değiştireceğini ifade eden Bilgen, “Muhalefet, hepimiz şu iddianın arkasındaysak; Türkiye’yi tehdit eden tek adam rejimidir. O koltukta kim oturursa otursun demokrasi olmayacak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı adaylarının adeta kurtarıcı gibi sunulması, Erdoğan’a karşı başka isimlerle ama aynı mantıkla yaklaşılması iktidarın söylem hegemonyasına teslim olmasıdır. Biz 16 Nisan’da şunu söyledik: Bu model böler, kamplaştırır, kaos getirir. Geçtiğimiz bir yıl bunu ispatladı. Şimdi tek adama karşı başka kurtarıcılar aramak mıdır muhalefetin yapması gereken yoksa Parlamento’nun güçlenmesini sağlayacak formüller seçimin merkezine taşımak mıdır” diye konuştu.    Birinci turda Meclis çoğunluğunun muhalefet partilerinde olması durumunda ikinci tura kalacak bir seçimde yarışa en az 5 puan avantajlı girileceğini kaydeden Bilgen, “Muhalefet bunu başaramazsa iktidar bir adım önde yarışa girecektir. Muhalefetin bunu başarmasının yolu nedir? Tartışmaya bile gerek olmayan bir matematik gerçeklik ve toplumsal psikoloji ile karşı karşıyayız. Toplum hepimize ittifak yapmamız çağrısını yapıyor. Bir araya gelin ve değiştirin diyor. Eğer siyasetçiler bunun farkında değilse seçmen muhalefetten de hesap sorar. Küçük hesaplarla hareket ederse partiler, ülkeyi değil parti çıkarlarını düşünürlerse, artık oyların en az düzeyde kaybını sağlayacak formüller etrafında buluşmazlarsa kendi elleriyle Meclis çoğunluğunu ve ikinci turda cumhurbaşkanlığını iktidara devredecekler” diye konuştu.    ‘CHP VE SAADET KAMUOYUNU BEKLENTİ İÇİNDE TUTTU’   Ana muhalefet partisi CHP ve Saadet Partisi’ne de uyarıda bulunan Bilgen, şöyle devam etti: “Hem milletvekilliği hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde ister ayrı ayrı girsinler, ister bir araya gelsinler, bize göre milletvekili seçiminde bir araya gelişin avantajı yüksek. Biz Cumhurbaşkanı seçiminde kendi adayımızla, ki öne çıkan isim Sayın Demirtaş’tır, ama CHP ve Saadet bugüne kadar kamuoyunu bir beklenti içinde tuttular. Bu beklenti bugün itibarıyla imkansız gibi görünüyor. Bir somut irade beyanı yok. Geriye kalan süreyi daha fazla kötüye kullanmayı, başka imkanların araştırılması gerekiyor. Biz net söylüyoruz. Milletvekilleri ittifakları muhalefetin lehine. Ama fazla Cumhurbaşkanı adayı olursa seçimlerin ikinci tura kalma ihtimali yüksek. Diğer partiler de bu hassasiyeti gösterirlerse. Herkesten demokrasi ortak paydasında oy alma kapasitesi olan isimlerle bu yarışa girerse bu seçimi ya bizim adayımız kazanacak ya da bizim desteklediğimiz aday kazanacak.”    ‘MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİ ENDESKLİ KAMPANYA YÜRÜTECEĞİZ’   Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Farklı alternatiflerin mümkün olduğunu ortaya koyacak bir tavrı partiler ortaya koymalı. Adaylığını şimdiden ilan edenler de kimseyi dışlamadan siyaset yapmanın arayışı içinde olmalı. Kim başkan olursa olsun şu çok net; bir kurtarıcı aramıyoruz. Bütün sorunları sihirli değnekle çözecek birine yetki devretmiyoruz. Aksine Türkiye’de geçiş döneminin planlanmasıyla ilgili bir koordinatörle, onay almış bir isimle yürümek istiyoruz. Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtarılması ve demokratik, özgürlükçü bir ortama kavuşturulması konusunda kimse başkan adayına abartılı rol yüklemesin. Aksine nasıl demokratik rejime döneriz iradesini ortaya koysun. Biz seçim kampanyamızı bunun üzerine bina edeceğiz. Bütün mağdurların da mağduriyetlerinin giderilmesine endeksli bir kampanya yürüteceğiz.”    ‘CHP HERKESİN HASSASİYETİNİ GÖZETMELİ’   Daha sonra basın mensuplarının olası bir “sıfır baraj” yönteminde HDP’nin dışarıda bırakıldığı yönündeki tartışmalara ilişkin görüşü sorulan Bilgen, “Bizim şimdiye kadar hiçbir parti ile resmi kurumsal temasımız olmadı. Ama ikili görüşmelerde değerlendirmeler oldu. İster bu İYİ Parti’den ister CHP’nin çekingenliğinden kaynaklansın; bizi yok sayma eğilimini bizim seçmenimiz de değerlendirecektir. Ama bize gelen bilgiler sorunun sadece İYİ Parti’den kaynaklanmadığını gösteriyor. İYİ Parti diyor ki sağ blok içinde ittifak gerçekleşsin; Sağ ve Demokrat Parti ile ittifak kuralım, sol olma iddiasında olan partiler de kendi aralarında buluşsun. Bu söz karşısında cevap vermesi gerekenler sol siyaset yaptığını iddia edecekler. Yani İYİ Parti bizimle bir araya gelmekten çekiniyor, CHP çekinmiyor mu? İYİ Parti adayını açıkladı ve gereğini yaptı. Hala beklenti içinde olmaktan kaynaklı Türkiye 10 gün kaybetti. Dolayısıyla karar vermesi gereken CHP. Biz CHP’ye isim önerecek değiliz. Ama belirledikleri isim tüm toplumsal kesimlere hitap etmeli, OHAL’e itiraz etmeli. Biz ikinci tura kendi adayımızın çıkacağını düşünüyoruz. Ama bu olmazsa ortaklaşmak için CHP herkesin hassasiyetini gözetmeli. Dolayısıyla İYİ Parti’nin bu kararlı tutumu karşısında CHP karar vermelidir” diye belirtti.   ‘BARAJ KAYGIMIZ YOK’   HDP’nin baraj kaygısının da olmadığını vurgulayan Bilgen, şöyle dedi: “Biz buna rağmen diyoruz ki bizi dışlarsanız da bir araya gelin. Ortak kampanya yürütmek zorunda değilsiniz. Kaldı ki şimdiye kadar 4 muhalefet partisi seçim güvenliği konusunda işbirliği yapacağımız konusunda açıklama yaptık hem de Türkiye’yi OHAL’den kurtarma konusunda irade beyanında bulunduk. Ama buna rağmen yan yana olmaktan çekiniyorsak bu ülkeyi nasıl birlikte yöneteceğiz? Bizim için bir sorun yok ama biz ısrarla bu çağrıyı başta ana muhalefet partisi olmak üzere tüm partilere yapmak istiyoruz.”    ‘MUHALEFET İKTİDARDAN FARKSIZ’   HDP’nin dışlanması durumunda ikinci turda boykot tutumu kararı olup olmadığının da sorulduğu Bilgen, şunları dile getirdi: “Bu bizim bir kararımız, bir planımız, tercihimiz asla değil. Biz katılımı en yüksek düzeye çıkaracak bir kampanya yapacağız. Parlamento’daki temsil düzeyimizi 7 Haziran’ın üzerine çıkaracağız. Hem de Cumhurbaşkanı adayımızın tüm Türkiye’nin Cumhurbaşkanı adayı olması için elimizden geleni yapacağız. Bunun mümkün olacağına inanıyoruz ama bu mümkün olmadığında muhalefet iktidardan farksız bir söylem içine girerlerse biz seçmenlerimizi sandığa nasıl davet edeceğiz? Kendi kitlesini fanatize etmek isterken başka bir kitleyi dışlamanın Türkiye’yi getirdiği nokta ortada. Bölünmeye ve kamplaşmaya karşı cesaret sergilemek gerekir. İleri görüşlü siyaset bunu gerektirir. İktidar partisinin söylediğinden bir adım ileri giden bir demokrasi konsepti ortaya konmadığı sürece toplumsal psikolojinin nasıl seyredeceğine ilişkin bir tespit ortaya koyuyorum. Parti kurullarımızda asla boykot gündeme gelmedi. Biz başından itibaren kendi adayımızla girme kararlılığımızı ve çok adayın muhalefetin işini kolaylaştıracağını söyledik. Ama buna rağmen bir çatı aday formülü gelişirse bunu tartışırız. Ama görünen o ki seçim takvimi neredeyse bitiyor ama en çok konuşulan isim henüz bir şey söylemedi. Türkiye birkaç kişinin tercihlerine kaderini teslim edemeyecek kadar büyük bir ülke. Bu kadar ağır bedeller ödenirken herkes risk almalı. Birkaç isim dışında alternatifler niye konuşulmuyor. Tıpkı bizim adayımız gibi pek çok çevreden oy alabilecek başka isim yok mu Türkiye’de.”   ‘GÖRÜNMEDEN OY VERMEK FİKRİNE KAPALIYIZ’   Bir başka basın mensubunun ikinci tura kalacak isimler arasında Akşener’in olması durumunda destek verip vermeyecekleri sorulan Bilgen, “Önümüzdeki seçim kampanyasına da bağlı. Sokağa çıktığında ne diyeceğine bağlı. Demin tarif etmeye çalıştığım şey oydu; birbiriyle militarizm yarışına giren bir seçim kampanyası yürütülürse, birinci turda bu tür söylemler el yükseltebilir. Ama ikinci turun sonucunu belirleyecek olan bizim seçmen kitlemiz, demokrasi isteyenler ve barış isteyenler. İsimlerden bağımsız olarak seçeneksiz olmadığımızı söylüyoruz. En zor şartlarda yaşıyoruz, kimse daha kötüsüyle korkutamaz. Biz ilkeli açık, savunulabilir her türlü işbirliğine varız. Ama açık işbirliğini göze alamayana görünmeden oy vermek fikrine kapalıyız. Seçmenimize saygısızlık olarak tarif edilecek hiçbir ilişki içinde olmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.    Bilgen, HDP adayının Selahattin Demirtaş’ın olması durumunda cezaevinden nasıl bir kampanyanın yürütüleceği sorusuna ise, şu cevabı verdi: “Parti kurullarımızda da kamuoyunda da en çok öne çıkan ismin Demirtaş olduğunu paylaştık. Ama ilan için bir takvim var. Şimdiden deklarasyona girmek yerine kalan süreyi en iyi şekilde yönetmeyi tercih ediyoruz. Kendisinin de kampanyaya ilişkin önerileri oldu, strateji birimlerimiz çalışma içinde. Bir partisi var ve partisi bu kampanyayı yürütecek güçte. Türkiye toplumu da bir siyasetçinin bu kadar keyfi biçimde siyasetten uzak olmasına tepki verecek nitelikte. Zaten medya yasağı içerideki ve dışarıdaki siyasetçi arasında bir fark bırakmadı. Hukuki risklerle birlikte sürprizlerle dolu ve başarılı bir kampanya olacak. Biz diğer siyasi partilerin de bu haksızlığın farkında olmasını diliyoruz. CHP’nin Saadet Parti’nin adayı kim olursa olsun HDP’nin karşı karşıya olduğu bir durumu görmezlikten geleceklerse, bunu pas geçip kulaklarını tıkayacaklarsa elbette bizim adayımız ikinci tura çıkamazsa seçmenimiz bunu değerlendirecektir.”